13 Kasım 2015 Cuma

Garip

Garip, Türk şairler Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday'ın 1941 yılında İstanbul'da yayınlanan ilk şiir kitabı.1945 yılında, yalnızca Orhan Veli'nin imzası ve şiirleriyle yeniden basılan eser Garip akımının ismine kaynak olmuştur.
İlk baskının Kanık tarafından kaleme alınmış önsözünde şairlerin şiir hakkındaki ortak görüşleri dile getirilmiştir. İkinci baskının önsözü de Orhan Veli'nin görüşlerindeki değişimin bir ifadesi gibidir

Açıklama

İlk kez 1941 yılının Mayıs ayında yayımlanan Garip'te Melih Cevdet Anday'ın on altı, Oktay Rifat Horozcu'nun yirmi bir, Orhan Veli Kanık'ın ise yirmi dört şiiri yer aldı.Daha sonraları bu şairlerin temellerini attıkları şiir akımına adını veren Garip'in önsözü Orhan Veli tarafından yazıldı. Bu önsöz Şiire Dair başlığı altında Varlık dergisinde parça parça yayınlanan yazıların bir araya getirilerek düzenlenmiş haliyd ve Garip akımının bildirgesi niteliğindeydi. Orhan Veli, amaçlarının "eskiye ait olan her şeye karşı çıkmak ve her şeyden önce şairanenin aleyhinde bulunmak" olduğunu yazmıştı.
Kanık ikinci baskıda, bu önsöze Garip İçin başlıklı bir açıklama ekledi.Şair, ayrıca ilk önsözü birçok açıdan gözden geçirip, 1945'teki şiir anlayışına yaklaştırmaya çalıştı. Bu gaye için bazı yargılarını dahi yumuşattı.Örneğin, 1941'deki baskının yedinci sayfasında yer alan "birtakım ideolojilerin söylediklerini bilinen kalıplar içine sıkıştırmakta hiçbir yeni ve sanatkârane hamle yoktu" cümlesindeki "ideolojilerin" sözcüğü 1945 baskısının 12. sayfasında "nazariyelerin" biçiminde yazılmıştı.
İlk baskısı 64, ikinci baskısı 48 sayfa olan kitap, Orhan Veli'nin ölümünün ardından Bütün Şiirleri adlı kitaba dahil edildi.

İçerik

Kitapta yer alan şiirler çoğunlukla 1937-1941 yılları arasında yazıldı ve Varlık, İnsan, Gençlik, Ses, İnkılâpçı Gençlik, İşte gibi dergilerde önceden yayınlandı.
Garip'in ilk baskısının 19 ile 26. sayfaları arası Melih Cevdet'in şiirlerine ayrılmıştı. Şairin kitapta Serçe, Ağaçların Yukarıdaki Yaprakları, Ellerimiz Gibi, Yeni Baştan, Gurbet, İkinci Harbı Umumi, Islık Çalmak, Noktürn, Saadet Şiirlerinden II, Ağız Mızıkası, Seyahat Şiirlerinden I, Günlerimizden, Gün Batarken, Bir Misafirliğin Fotoğrafı, Ölmüş Bir Arkadaştan Mektup isimli eserleri yer aldı. Bu şiirlerin yedi tanesi daha önce yayınlanmamışken, sekizi Varlık, bir tanesi ise Ses dergisinde basılmıştı.
Kitabın 25 ile 44. sayfaları arasında yer alan Oktay Rifat şiirleri ise Şükür, Hayranlık, Yıldızlar, Ekmek ve Yıldızlar, Gün Sonu Konuşması, Şehitlik I, Şehitlik II, Kuzu, Gelin, Sübyan, Karga, Karaca Ahmet, Bir Otelin İki Odası, Kırlangıç, Nanoç'un Çocukluk Resmi, Pencere, Peyizaj, Uykusuzluk, Zurna, Kuşdili ve Tecelli idi. On tanesi Varlık, ikisi Sokak, biri Oluş, biri Ses, biri Yenilik dergisinde daha önceden yayınlanmış bu eserlerin altı tanesi ise ilk kez bu kitapta basılmıştı.
İlk baskıda yer alan Orhan Veli şiirlerinin sekizi Varlık, dördü İnsan, biri Ses dergisinin önceki sayılarında yer almışken onbir tanesi yeniydi. Bu şiirler Sevdaya mı Tutuldum, Sabaha Kadar, Gemilerim, Bayram, Robenson, İnsanlar, Hicret I, Hicret II, ?, Baş Ağrısı, Anlatamıyorum, Kuşlar Yalan Söyler, Kitabe-i Seng-i Mezar, Gözlerim, Gölgem, Rüya, İstanbul İçin Hay-Kay'lar, Güzel Havalar, Efkârlanırım, İllusion, Harbe Giden, 'Kaside, Ne Kadar Güzel, Söz idi.
Birinci baskıda ayrıca, Oktay Rifat ve Orhan Veli'nin birlikte yazdığı Kuş ve Bulut ve Ağaç isimli şiirler de yer alıyordu.
1945'te yayınlanan ikinci baskı sadece Orhan Veli'nin şiirlerinden oluşuyordu. Şairin Oktay Rifat'la birlikte yazdığı Ağaç ve Kuş ve Bulut dahi çıkarılmış ve bunların yerine Sol Elim, Şoförün Karısı, Dağ Başı, Dedikodu, Kitâbe-i Seng-i Mezar II, Kitâbe-i Seng-i Mezar III, Derdim Başka, Karmakarışık, Kızılcık, Eski Karım, Festival, Gemliğe Doğru adlı şiirler kitaba eklenmişti. Kitapta Agop Arad'ın çizdiği siyah beyaz ayakta duran bir kadın figürü de vardı. Orhan Veli, şiirlerin sıralamasında da yeni bir düzenleme yapmıştı.
Garip'te yer alan şiirlerden en çok ilgi çeken şaşırtıcı ve yıkıcı özelliği ile Kitabe-i Seng-i Mezar I oldu. Ayrıca, tıpkı bu şiir gibi basit insanları konu edinmiş Hicret, Şoförün Karısı, Güzel Havalar, Festival, Kaside, Söz eserler de kitapta yer bulmuştu. Bu şiirlerin ortak özelliği halk diline yakın ve esprili oluşlarıydı.Konuşma diliyle yazılmış şiirlerde sık sık şehir halkının kullandığı deyimlere, atasözlerine ve tekerlemelere de yer verilmişti.
Orhan Veli'nin ilk dönem şiirlerinde görülen çocukluk temasını işleyen, çocukların ağzından onların bakış açısıyla yazılmış ürünlere bu kitapta da raslanır: Robenson, Rüya, Bayram, Gözlerim, Gemilerim, Harbe Giden, Fena Çocuk gibi. Güzel Havalar, Sevdaya mı Tutuldum, Anlatamıyorum, Gölgem, Efkârlanırım, Derdim Başka, Baş Ağrısı, Sabaha Kadar, Ne Kadar Güzel gibi şiirlerde ise Kanık'ın kişisel yaşamı ile ilgili ayrıntılar yer alır.

İsmi

Cavit Yamaç, Mehmed Kemal'in yaptığı bir röportajda kitaba Garip adını kendisinin koyduğunu şöyle açıkladı:
Bir gün Nisuvaz'da oturuyordum. Orhan geldi, bir şiir kitabı çıkaracağını söyledi. Bir türlü kitabına bir ad bulamıyordu. Koymak istediği ad Tahatturdu. Bilirsin Orhan Veli'nin "Alnımdaki bıçak yarası senin yüzünden... Tabakam senin yadigârın... Seni nasıl unuturum ben... Vesikalı yarim" diye bir şiiri vardır. Onun adı Tahattur'dur. Kitabına bunu vermek istiyordu. Bana sordu ne dersin diye... Ben de bu adın çok eskimiş olduğunu daha yeni ve ilgi çekici bir ad bulmasını söyledim. Bu yeni adın ne olabileceğini sordu. Ben de senin şiirlerin yadırganıyor, acayip garip bulunuyor, öyle bir ad vermelisin dedim. Öyleyse bir ad bul, dedi. Yaban, acayip garip derken... Garip sözü üzerinde durduk. Orhan Veli'nin kitabının adı ortaya çıkmıştı. Garip, sadece şaşırtıcı, acayip anlamına gelmiyor, gurbette kalmışa da yakışıyordu. Zaten o dönemde Orhan Veli ve arkadaşları da biraz kural dışı, biraz gurbette kalmış gibiydi.

Tepkiler

Garip'te Kitâbe-i Seng-i Mezar'ın başını çektiği birçok yeni, yıkıcı ve şaşırtıcı şiir yer alıyordu. Bu yüzden de kitap yayınlanmasının ardından büyük ilgi çekti ve hem iyi hem de kötü eleştiriler aldı. Örneğin, Hece şiirinin öncülerinden Yusuf Ziya Ortaç Kitâbe-i Seng-i Mezar için "Vezin gitti, kafiye gitti, manâ gitti... Türk şiirinin berceste mısraı diye "Yazık oldu Süleyman Efendi'ye!" rezaletini alkışladılar... Göğüslerinde cehennemler yanan sanat cücelerinin kınalar yakıp, ziller takıp şıkır şıkır oynadıklarını gördük! Sanatın darülâcezesiyle timarhanesi el ele verdi, birkaç mecmuanın sahifesinde saltanat kurdular! (...) Ey Türk gençliği! Sizi bu hayasızlığın suratına tükürmeye devam ediyorum." diye yazdı. Garip akımının destekçilerinden olan Nurullah Ataç ise "Yazık oldu Süleyman Efendi'ye" mısrası sayesinde şiirin vapurlara, tramvaylara, kahvehanelere kadar girebildiğini söyledi.
Bu aşırı eleştiriler ve övgüler sebebiyle Orhan Veli Kanık kısa zamanda büyük ün kazandı.

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.